2 Mart 2012 Cuma

UMUT HEPVAR ELEŞTİRİSİ 2

"Doğu, Batı’nın yarattığı bir kurgudur ve Doğu bir kavram, bir göz yanılması ve bir aldatmaca olarak varlığını Batı’ya borçludur. Batılı seyyahlar, arkeologlar, antropologlar, yazarlar ve ressamlar, kendilerini ve kendi kültürlerini tanımlayabilmek, bir Batı imgesi yaratabilmek için Doğu’ya gittiler ve Doğu’yu kendi varlık sebeplerini haklı gösterecek, hegemonyalarını mutlaklaştıracak biçimde, Doğu’yu yeniden yarattılar."

Tam da oryentalistlerin Doğu tanımı olmuş: İkili yanılsama.

Doğu tabii vardı. Vardı çünkü, Marco Polo Doğu'ya gittiğinde, uygarlığın zirvesi Doğu'daydı ve Batı Orta Çağ'ın dibindeydi. (Burada, bir Hristiyan'ın Marco Polo'dan önce, Pekin'den Paris'e gittiğini ve bunun eksik de olsa, kayıtlarının bulunduğunu not düşmek gerek.) Sonra zirve Batı'ya kaydı. Bunu, ne Batı, ne de Doğu anlayabildi. düşünün ki 750 yıldır hala aymadılar. 2000'lerde, ne Doğu'nun, ne de Batı'nın zirve olmadığını, 500 yıl sürebilecek yeni ve global bir Orta Çağ'a girdiğimizi kimse aymıyor.

Bilgi, buna aldırmaz ve hep yaşar: Aristo'nun, Eski Yunan, İskenderiye, Suriye, Kuzey Afrika, Avrupa boyunca ve 1.500 yıllık yolculuğu gibi.

1950'den beridir, Doğu-Batı yok, Güney-Kuzey var. Şimdilerde o da dağılıyor. 1. ve 5. Dünya oluşuyor, 2., 3., 4. Dünya'lar yok edildi çünkü. 7. Dünya da var ve en dip de.

İşte o en dip, Kuzey'i yutarsa, örneğin yeni bir buzul çağı gelirse, yeni-global Orta Çağ 1.500 yıl sürer, 3.000 yıl sürer. Ondan sonra, yeniden tırmanış başlar. Çocuklar da unutur ve yeniden öğrenir, insanlar da, tarih de...

Artık Doğu-Batı yok, insan ve insan-değil (trans-, post-, meta-hümanizm) var. Bir de robotlar, klonlar, ölümsüzlük ve uzaycılık...

Demek ki yukarıdaki tanımlar, 5-10 paradigmatik kritik eşik gerisine ait. Yarın, geçmişin diliyle anlatılamaz. Henüz yaratılmamış ve yaratılacak bir dille anlatılır.

Fotoğrafta da öyle...


(8 Eylül 2008)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder