2 Mart 2012 Cuma

ELİF VARGI ve SOYUT FOTOĞRAF ELEŞTİRİSİ

“Soyut resimde olduğu gibi, soyut fotoğrafta da böyle bir var olan olarak, bir 'ön-yapı' mevcut değildir. Bunun yerine var olan sadece ‘hiçlik’tir. (Tunalı 2008:11)”

Geometrik biçimlerin soyut resimde ve fotoğrafta var olduğunu belirttikten sonra, bunu söylemek hem ikilemdir, hem geçersizdir.

Form illa ki kozmotik olacak diye bir önkoyut da yok. Form, kaotik de olabilir, matematiğibiraz farklıdır, o kadar. Kaotik form aynı zamanda indeterministtir. Kübistlerin bile determinist mantıkta kaldığı durumda, bu daha özgürlükçü bir sanat anlayışı olmakta.

Hiçliğin varlığı, heykeldeki delik gibidir. Bu resimde ve fotoğrafta da yaratılabilir. ‘Hiççilik’ ise 19. Yüzyıl’da yaratılmış siyasal bir ideolojidir. Neyzen Tevfik’in sanat değilse bile, yaşam felsefesi hiççidir ama siyasal hiççilikten çok farklıdır.

19. Yüzyıl pozitivist anlayış var olanla ilgilenir ve böyellikle 20. Yüzyıl’ın başında varoluşçuluk doğar. Ancak, 20. Yüzyıl’ın ikinci yarısında negatif, eksi sonsuz, sanal, kompleks egzistansiyalizmler de tanımlanmıştır. O nedenle, 21. Yüzyıl’da 17. Yüzyıl aydınlanma kavramlarıyla irdeleme ve akıl yürütme yapmanın anlamı ve geçerliliği yoktur.

“Soyut fotoğraf, herhangi bir öznenin / nesnenin veya düşüncenin temsilini hedeflemez.”

Tam da, ‘Bulutname’nin yayınlandığı, Haziran 2008 nüshasında bu önermenin olması, ironik bir durum. Soyutluk / soyutlama, zaten düşüncenin özüdür. O nedenle Magritte, bir pipo resminin altına, ‘Bu bir pipo değildir’ yazmıştır.

Bilimin, düşünün ve sanatın teolojisi (yaratanı ve yaratılma nedeni) ve teleojilisi (erekbilimi) yoktur. Hepsi birer düşüncesel araçtır ve kategorik olarak hepsi arasında gezinebilir, o nedenle soyut resimlerde ve heykellerde geometrik denklemlerden söz ediyoruz.

Onları hedeflemeksizin de soyut sanat, bir düşünceyi, bir denklemi ve bir temsili içerebilir.


(5 Haziran 2008)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder